16. yüzyılda Anadolu’nun dış ticaret kapısı Çeşme yöresiydi. Özellikle Cenevizli tüccarlar, Çeşme’nin karşısındaki Sakız Adası’na yerleşmişlerdir. Sakız Adası, 1556’da Osmanlıların eline geçince, Çeşme’nin ticari üstünlüğü, o döneme kadar yalnızca Batı Anadolu ürünlerinin satıldığı küçük bir ticaret merkezi olan İzmir’e geçmiştir. Öyle ki, Anadolu’nun başlıca ipek üretim merkezi olan Bursa yöresinin ipekleri Çeşme yoluyla Sakız Adası’na gönderilirken, bundan sonra ticaretin merkezi İzmir olmuştur.

1850’li yıllarda güneyi bataklık olan Alaçatı’da, zamanın sadrazamının buyruğuyla güneydeki doğal limana ulaşan bir kanal açılmış ve daha sonraları gemilerin yanaştığı bir liman hâline gelmiştir. Günümüzden yüzyıl önce, bağcılığın geliştiği Alaçatı’da üretilen şarap dış ülkelere ihraç edilmekteydi. Bu yüzden Alaçatı şarabı dünyanın kaliteli şarapları arasında çoktan yerini almıştır. Alaçatı kiliselerinin en önemli süsleme figürleri de üzüm salkımlarıdır. 19. yüzyıldan önce Alaçatı ve çevresinde, Çeşme, Çiftlik, Köste ve Ovacık’la birlikte 45 bin kişi yaşamaktaydı.

1980’li yıllarda, tütün, kavun ve hayvancılık, Alaçatı’nın önemli gelir kaynaklarını oluştururken, artık tarım üretiminin yerini esnaflık, kısmen balıkçılık ve turizm almıştır.